Sağlık:
Birinin hayatına dokundum
Yükleniyor...

Kitap kokusunu içime çektim. Bütün rafları tek tek inceledim, rafların arasında öylece dolaşırken zamanın ne kadar hızlı aktığının farkına bile varmadım.

Kitapları alıp da kasaya yöneldiğimde bir tartışmanın yaşandığını fark ettim. Baktım bizim Hasan amca… Mahalle esnafının yakından tanıdığı, seyyar satıcılık yapan, sokak sokak dolaşıp cevizli lokum satarak rızkını temin eden Hasan amca... Elindeki on kadar üniversiteye hazırlık kitabını sımsıkı tutmuş, hararetli bir şekilde kasiyer çocukla tartışıyordu.

– Çok para evladım bu! Tek seferde ödeyemem. Taksit yapın bari.

– Taksit yok bizde amca.

– Aman evladım! Ben bu kadar parayı nasıl ödeyeceğim?

– Olmaz amca, ben de işçiyim burada, böyle bir yetkim yok.

– Bey amca! Bir sürü kitap almışsın. Paranın yettiği kadar al!

Hasan Amca kızarıp bozardı. Mahcubiyet hissi o kadar fazlaydı ki...

Hasan amcanın kolundan kenara çekerek meselenin aslını faslını öğrendim.

– Çocuk üniversite sınavına hazırlanıyor. Üç ayı kaldı. Hepsini hemen almam lazım kızım.

– Sen merak etme Hasan amca. Ver bana kitapları. Bekle burada.

Kitapları aldım. Hasan amca ezildi, büzüldü, kabul etmek istemiyordu ama pek çaresi de yoktu açıkçası. Göz göze gelmemeye çalışıyordum:

– Ama Firdevs! Kızım! Ben, ee şey!

– Hasan amca, dert etme! Senin oğlana selam söyle. Sınavı kazanıp okuldan mezun olunca bana kendisi öder, dedim ve ayrıldım. Daha doğrusu onu mahcubiyet içinde bırakmamak için oradan süratle uzaklaştım.

Bu kadarcık parayı, çoğumuz lüzumsuz işlere defalarca harcamışızdır. Birimiz için önemsiz bir miktar, diğerimiz için hayatî bir değer taşıyabilir. Ben olayı unutmuştum çoktan. Anlık meseleydi, o gün akşamına bile aklımda değildi muhtemelen.

Yaz geçti. Havalar yeniden soğumaya başladı. Bir gün Hasan amca çıkageldi dükkâna.

– Oğlan sınavı kazandı. Türkçe öğretmeni olacak inşallah. Sana da selam söyledi,  

– Aleykümselam Hasan amca, aleyküm selam! İnşallah vatana, millete hayırlı bir evlat olur.

Hasan amca arada bir uğruyordu bana. Onu anlıyordum. Hayatına ufak bir dokunuş yapmıştım ve bana minnet duyuyordu. Oysa o, her geldiğinde ben mahcup oluyor ve onun minneti altında eziliyordum.

Aradan yıllar geçmiş, Hasan amcanın oğlu öğretmenlik yapmaya başlamıştı. Hasan amca da artık uğramaz olmuştu. Kendime sormadan da edemiyordum: “Hasan Amca neden gelmiyor?”

Bir gün Fatih'te mağazaları dolaşıyordum. Dalgın dalgın yürürken koluma mahallemizin terzisi Gülşen abla tutundu. Telaşla konuşmaya başladı. Üzgündü.

– Firdevs, Hasan amca ölmüş, biliyor musun?

Ne diyeceğimi bilememiştim. İlk sendelemeyi atlattıktan sonra:

– Allah rahmet eylesin! Mekânı cennet olsun, dedim. İyi adamdı vesselam.

– Oğlu aradı. Önce sana gelmiş, helallik almak ve teşekkür etmek niyetiyle. Seni bulamayınca bana haber bıraktı. Çok teşekkür etti. Öğretmenlik yapıyormuş.

– Helali hoş olsun hakkım varsa.

Böyle işte! Kimin hayatına nasıl bir tesir yapacağımızı asla kestiremiyoruz. İyilikler de kötülükler de büyüyor. Benim tohum ağaç olmuştu. Anlayacağınız bir gün birine dokundum ve benim de hayatımı değiştirdi.

Niyazi Sanlı'nın Ailem Dergisi'ndeki yazısı için tıklayınız..

loading...
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Gençlik enerjinizi böyle koruyun
Sağlıklı bir vücut için gerekli olan gençlik enerjinizi belirli zamanlarda detoks yaparak koruyabilmeniz...

Haberi Oku